Sakarya çarpışmaları esnasında Alagöz köyündeki başkumandanlık karargahındayız.Batı cephesi harekat şubesinden bir kurmay subayının okuduğu raporu dinlerken, birden: –Dur!…Dedi. O düşman tümeni orada olamaz! Daha önce verilmiş raporları getirdi.Bir göz gezdirdi.Hakikaten dediği gibi, düşmanın, tamamen tümeninin sol kanadına geçmiş olduğu anlaşıldı.Fena halde öfekelendi ve kurmay subayına: –Batı cephesi kumandanı bu raporu gördü mü? Dedikten sonra cevap […]Read More
Her zaman Atatürk soru sormaz veya sınava çekmez ya! Bir gün de, sofrada, neşeli bir zamanında Atatürk2ü sınava çektiler arkadaşlarından biri, sordu: -Lütfen cevap verin bakalım; dahi kime derler? Attürk etmeden ve kendisinin sınava çekilmesini yadırgamadan, cevap verdi: -Dahi odur ki, ileride herkesin takdir ve kabul edeceği şeyleri ilk ortaya koyduğu vakit herkes onlara delilik, […]Read More
1932 yılı yazındaydık.İstanbul donanmış.Yer yerinden oynamıştı.Türk tarihinin hiç bir devrinde görülmeyen bir şeref halesi İstanbul’un Pembe ufuklarını yaldızlamıştı.Birkaç günden beri VIII. Edward ve sevgilisi Madam Simpson, Atatürk’ün ve Türkiye’nin en büyük misafiri sıfatı ile İstanbul’da bulunuyordu.İngiltere kralı, kendisine gösterilen samimi misafirperverlikten fevkalade mütehassis olmuştu. İki gün sonra Atatürk’le misafiri moda’da deniz yarışlarını; bulundukları geminin güvertesinden […]Read More
Bahçe mimarı Mevlüt Baysal anlatıyor: Çankaya köşkünde, bahçesini yapıyordum.Bir gün Atatürk, yaveri ve ben, bahçede dolaşıyorduk.Çok ihtiyar ve geniş bir ağacın Ata’nın geçeceği yolu kapladığını gördük.Ağacın bir yanı dik, bir sırt,diğer yanı suyu çekilmiş bir havuzdu.Ata, havuz kısma yaslanarak karşı tarafa geçti. Derhal atıldım: -Emredersiniz derhal keselim paşam. Bir an yüzüme baktı, sonra: -Yahu, dedi, […]Read More
Fransızlarla Hatay meselesine dair anlaşma yapıldığı günlerden biriydi.Hatay’dan dönüşünde Eskişehir’de kaldı.İereflerine orduevin’de bir şölen verildi.Şölende Eskişehirli bir genç aradı ve buldu.Ona Fransa hakkında bir şeyler yazdırdı ve okuttu.Bunda Fransızların savaşacak durumda olmadıklarından bahsediyordu.Son derece heycanlıydı.Yani, içildi.Milli oyunlara başlandı.Ata’mız biranlık bütbütün coştu.Zeybek havasına kendini kaptırdı.Atağa kalkarak oynamaya başladı.Coşkunluğu o dereceyi bulmuştu.Dizini yere vururken bir aralık sendeledi.Halk, […]Read More
Bir gün Akşehir civarında bir köye gittim.Çok yağmur yağıyordu ve soğuk vardı.Kendimi belli etmeyerek, bir evin önünde duran kadına: ”bacı yağmur var, soğuk var.Beni çatın altına kabul edermisin?” Dedim. Hiç tereddüt etmeyerek buyrun dedi ve beni odaya aldı.Odada ateş olmadığı ve yeni bir ateşin yakılması uzun zamana bağlı olduğu için: ”İsterseniz bizim odaya gidelim.Orada hazır […]Read More
Bütün bu büyük başarıların nedeni olan Mustafa Kemal Paşa’yı görmek hevesi, gayet tabii olarak, herkeste uynamıştı.29 Ekim 1923’de Cumhuriyetle yönetim ilan edilmiş olduğundan, her ilin halkı gibi, İstanbul halkı da, ziyaretini gözlüyordu.Fakat, İstanbul halkının bu istek ve arzusu boşa çıkmıştı.Mustafa Kemal Paşa, binmiş olduğu Hamidi’ye kuruvazöründen inmeyerek, top selamları altında boğazdak karadeniz’e çıkarak, İstanbul halkını […]Read More
Az önce küme küme, birbirinden ayrı,birbirinden uzak birer alem yaşayan bahçe halkı ansızın ortak bir topluluk gibi aynı duygunun çevresinde birleşmiş oldu.Atatürk’ün gelişi onları öylesine büyülemiş, gönüllerini o denli kaynaştırmıştı.Onun toplayıcı gücü kendini burada da göstermiş. Oraya boğaziçi mehtabının tadını çıkarmaya gelenleri gözüne, o’ndan başka herşey artık görünmez olmuştu.Müzik susmuş, şimdi herkes okşayan bakışlarla o’na […]Read More
Dadaylı Halit Beğ adlı anılardan: -Birgün sofrada uzun süren konuşmalar ve fikir yoklamaları sırasında , Atatürk, yanında oturttuğu eski maarif nazırı, koyu ittihatçılardan İzmit milletvekili Şükrü Beylerde konuşmuş Halit (Dadaylı) Bey’in de bulunduğu bir yerde bu görüşmenin gidiş biçimini anlatan Şükrü Bey; fırsattan yararlanmak, demokrasinin gereklerinden, Fransız büyük devriminden ve hürriyet ve millet egemenliği prensiplerinden,bunların […]Read More
Düğün, O’nun varlığı ile son sınırına ulaşan bir neşe içinde geçmişti.Ata ayrılmak üzere ayağa kalkınca kendisini uğurlamak için halk iki sıra diziliverdi.Sevecen bakışları sağa sola yönelterek yavaş yavaş ilerlerken bir yerde durakladı, sonra durdu, elini yedi sekiz yaşlarında bir kız çocuğunun başına uzattı. Çocuğun arkasında yer alan ve anası ile babası olan çifte yavaşça seslendi. […]Read More