Dumlupınar savaşı kazanılmıştır.Düşman askerleri geri çekilmektedir.Afyonkarahisar hatları çözülünce birkaç yunan esiri geceleyin Mustafa Kemal’in çadırına getirilmişti.Bunlardan biri zafer kazanmış kumandanın doğup büyümüş olduğu Selanik’ten gelmişti.Yüzü kendisine yabancı gelmemişti.Üniformasında hiç bir işaret yoktu.Mustafa Kemal’e sordu: -Binbaşımızınız? –Hayır. -Kaymakam mı? -Hayır. -Miralay mı? -Hayır -Ferik mi? -Hayır. -Peki nesiniz o halde? -Ben mareşal ve Türk orduları başkumandanıyırm. […]Read More
Atatürk, eline gelen bir işi bitirmeden rahat etmezdi.Zaruret mencut değilse, işi ileriye bırakmak adeti değildi.Bazen hiç durmadan okuduğu, 48 saat çalıştığıda olağandır. Buna dair bir anıyı Ata’nın genel sekreteri Hasan Rıza Soyak’ın ağzından dinleyelim: ”-Bir İstanbul seyehatinden Ankara’ya dönüyordum.Derhal köşke gittim.Hizmetçilere Atatürk’ün ne durumda olduğunu sordum.”İki gün iki gece, devamlı okuyor, birkaç defa banyo yaptı.Ve […]Read More
İstanbul’un işgal günleri; başta general Harrington olmak üzere bir kısım işgal kumandanları Pera Palas salonunun bir köşesinde otururlar.Mustafa Kemal nedense dikkatleri çeker.kim olduğunu soruştururlar.Mustafa Kemal denir.Onlar için mustafa Kemal Birinci Dünya Savaşının en ünlü şahsiyetlerinden biridir.Yabancı dillerde Çanakkale harplerinden bahseden ve daima Mustafa Kemal’in isminde düğümlenen kitaplar, yazılar, o zaman bile bir kitaplığı doldururdu. Kendisine […]Read More
Yıl 1920: Ankara Rafet (Bele) ve kurmay binbaşı Salih (Omurtak) ile beraber olmak üzere, Konya’dan gelen bütün heyet, akşam treni ile hareket ediyoruz.Öğleden sonra millet bahçesinde oturmakta olan Mustafa Kemal’e Allahaısmarladık demeye gittim; yanına oturttu ve görevimden çekilmemi iyi karşılamadığını, bu sıralarda Konya’da bulunmaklığımın faydalı olacağını, İsmet (İnönü), çevreyi tenıyıncaya kadar orada kalarak kendisine yardım […]Read More
28 Haziran 1933 Ankara erkek lisesi’nde Sınava giren çocuklardan biri sorulan bir soruya şöyle karşılık vermişti: -Fransa işle olan geleneksel dostluğumuz gereği.. Atatürk, derhal sözü keserek sormuştu: -Hangi geleneksel dostluk, bu nereden çıktı, kim söyledi bunu? O zaman coğrafya ayağa kalkarak ”Ben söyledim Paşam’‘ diye onun hiddetini azaltmaya çalışmıştı.Bana dönerek ve ”sen söyle tarih hocası” […]Read More
Atatürk, Mudanya yolu ile Bursa’ya gidiyordu.Kalabalık bir halk kitlesi iskelede etrafını çevirmiş bulunmakta idi.Bir kadının, elinde bir kağıtla Atatürk’e yaklaştığı görüldü.Zayıf bir kadındı.Ata’nın yolunu keserek titrek bir sesle: ”Beni tanıdın mı oğul?” Dedi.. ”Ben sizin Selanik’te komşunuzdum.Bir oğlum var; devlet demir yollarına girmek istiyor.Siz onu alsınlar dediniz.Fakat müdür dinlemedi.Oğlumu işe almamış..Ne olur bir kerede siz […]Read More
Milli mücadelenin buhranlı günlerinde, Ankara civarında yaptığı bir gezintiden dönerken, yolda sarıklı bir hocaya rastgelmişti.Konuşurken, üstlerinden geçen uçağı göstererek sordu: –Hocam, bu uçak nasıl uçuyor? -Ne bileyim ben? …. Öğretmediler ki bize? -Peki, sen ne bilirsin? -Ne mi bilirim? Bu uçağı bin dersin binerim, oradan kendini aşağı at dersin atarım… İşte bunu bilirim ama bunuda […]Read More
Atatürk, Florya’dan Çekmece’ye doğru bir yaya yürüyüşünde, bir ağaç altında dinlenen ihtiyar bir adama rastladı.Adam hürmetl ayağa kalktı, Ata’y ı selamladı. Atatürk sordu: -Beni tanırmısın? –Tanımaz olur muyum? Evimde resmin bile var!.. Atatürk memnun olmuştu.Konuşmaya başladılar.İhtiyar: -Bir işine aklım ermedi, dedi.Cumhuriyetçiliği,İnkılapçılığı,Milliyetçiliği,Halkçılığı,hatta Devletçiliği anlıyorum ama, şu ”Lailkliği” pek kavrayamadım.Neden herşeyi birden bozdun? Ata: -Bunu sana bir […]Read More
Zaferi müteakip yeptığı seyahatte Samsun’a uğramış, orada öğretmenlerle görüşüyordu. Öğretmenler adını konuşanların, kendisi hakkında çok sitayişkarane sözler söyleyişlerini, sükunetle dinledikten sonra,onlara şu cevabı vermişti -Vatandaşınız olan herhangi bir şahsı, istediğiniz gibi sevebilirsiniz.Kardeşiniz gibi, arkadaşınız gibi,babanız gibi,evladınız gibi,sevgiliniz gibi sevebilirsiniz!Fakat bu sevgi, sizi milli varlığınızı, bütün muhabbetlerinize rağmen herhangi bir şahsa herhangi bir sevdiğinize vermenize sebep […]Read More
Atatürk bir yurt gezisi sırasında Tekirdağ’da sokağa çıkmış, canı kadar sevdiği halkın arasında yürüyordu.Eczacı Ekrem Bey’in eczanesi önüne geldiğinde durmuştu.GÖzü birine takılmıştı, bu sarıklı cüppeli eski cami imamı mevlana Mustafa Özeren’di. -Hoca efendi.. Hoca efendi.. Eski camii imamı hemen koşmuş gazinin yanına sokulmuştu.Birlikte merkez eczanesine girilmiş, bir masanın etrafına geçilmişti. –Hoca efendi! Yaz bakalım vettini […]Read More